Futbolda eskiden, çok eskiden efsaneler dönemi vardı… Sahada görür görmez herkesin varsa önünde düğmesini iliklediği, yoksa ruhunun saygı düğümünü bağladığı anıt tipler…

Hem ülkemizde hem dünyamızda bir çok örnek sayabiliriz. Hatta futbol hakemleri bile efsane olabiliyorlardı kimi zaman. Collina mesela.

Fritz_Walter_statueAvrupa biraz da ukala insanların kıtasıdır. Çünkü insanoğlunun var olduğu noktaya gelmesini sağlayan ve temel olarak ihtiyacımız olan herşeyi üretmiş bir kıtadır. Fikirsel anlamda da bu böyledir.

Futbolda bu daha da böyledir. Kendini bu kıtada iyi futbolcu olarak kabul ettirmek zordur. Büyük futbolcu olarak kabul ettirmek çok zordur. Heykeli dikilecek futbolcu olarak kabul ettirmek imkansıza yakındır.

İşte Fritz Walter, imkansıza ramak kala olan bu şeyi gerçekleştirmiş ve Almanya’da heykeli bulunan nadir futbolculardan biridir.

2. Dünya Savaşı 70 milyon insanın ölümüne yol açan dünyanın en büyük kitlesel katliamıdır aslında. Hatta öyle ki hemen hemen bir kuşağı büyük oranda yok etmiş. Avrupa’da erkek neslini asgari seviyeye indirmişti.

Savaşın başlamasını ve bu şiddete gelmesini sağlamış ülke ise Almanya idi.

Fritz Walter, ülkesi Almanya’da, futbol oynamanın imkansız olduğu bu ortamda Kaiserslautern formasıyla goller atıyor, asistler yapıyor ve sanki başka bir hayatın mümkün olduğunu haykırıyordu. Hatta öyle ki onun bu çabası onu, milli takım seviyesine kadar yükseltmişti.

Savaşa Nazi askeri olarak hemen hemen tüm Alman futbolcular katılmıştı. Walter hiç istemese de Fransa işgaline bir Nazi askeri olarak karışmıştı.

Savaş ilerliyor, Almanya geriliyor, Walter ise savaşın ağır koşullarından yorgun düşüyordu.

Savaş artık bitme noktasına geldiğinde Almanya pes ediyordu. Walter dahil tüm Nazi askerleri de perişan halde esir düşmüştü. Walter bütün bu perişanlığın yanı sıra sıtma hastalığına yakalanmıştı.

Önce müttefiklerin ülkesi olan SSCB’ye, oradan da başka bir yere aktarılmayı bekliyordu.

Bir gün hastalığının verdiği bitkinlikle çevreyi izlerken bulunduğu hapishanede top oynayan Macar ve Slovak askerleri gördü. Onu başka ne ayağa kaldırabilirdi ki ? Hemen aralarına karıştı ve hastalığına rağmen tüm hünerlerini göstermeye başladı. Top oynayan Macar subaylardan biri Walter’i tanıdı. Çünkü Fritz Walter daha önce milli takım formasıyla Romanya’ya 3 gol atmıştı.

Walter oraya ait bir şey değildi ve onu oradan kurtarmak gerekiyordu.

Macar subay orada görevli bulunanların yanlarına gitti ve Walter’in Alman değil Avusturyalı olduğunu söyledi. Bu, onun savaşa gönüllü olarak değil zorunlu bir şekilde Nazi askeri olarak katıldığını gösterirdi.

O cehennemden kurtulmak bir mucizeydi ve Macar subay bunu başarmıştı. Walter artık özgürdü.

Hemen Almanya’ya dönmüş ve çarçabuk iyileşip kendini yeşil çimin kucağına bırakmıştı.

walter 2Tek aşkı olan Kaiserslautern formasını yeniden sırtına geçirmiş ve takımının 1951 ve 1953 lig şampiyonluklarını kazanmasını sağlamıştı. 1953’te 38 golle gol kralı olarak yeniden dönüşü taçlandırmıştı.

Ertesi yıl 1954’te dünyanın, televizyonda yayınlanan ilk dünya kupası İsviçre’de sahneleniyordu. Almanya’nın efsane teknik direktörü Sepp Herberger, bu önemli turnuvada Walter kardeşleri (kardeş Ottmar Walter) milli takıma çağırmış ve Fritz’e kaptanlığı vermişti.

Almanya iki parçaya ayrılmış, yıkık dökük sıradan bir ülkenin yaralı takımıydı.

Turnuvada çok şans verilmiyordu.

Didi’li Brezilya, Puşkaş’lı Macaristan fazlasıyla ürkütücü gözüküyordu.

Lefter’li Türkiye ise kendi çapında ürkütücü olmaya çabalıyordu.

Çeyrek finalde Macaristan’la Brezilya’nın eşleşmesi aslında diğer takımların işine yaramıştı çünkü güçlü olanlarından muhakkak biri turnuva dışına gidecekti. O takım Brezilya oldu ve Macaristan, daha sonra başına geleceklerden habersiz yoluna devam etmişti.

Helmut Rahn ise golleriyle Batı Almanya’yı kıyıdan kıyıdan finale götürüyordu.

Finale, baştaki beklentilerin aksine Almanya çok gollü galibiyetlerle gelirken, Macaristan ise o rahatlıkla olmasa da yine de bir şekilde gelmeyi başarmıştı.

Soccer - World Cup Switzerland 54 - Final - West Germany v HungaryYine de final günü gelip çattığında Almanlara fazlaca şans verilmiyordu. Zaten arada kadro denkliği bile yoktu. Sihirli Macarların kadrosunda Grosics, Puşkaş, Bozsik, Toth, Czibor, Hidegkuti ve Kocsis gibi dünya çapında isimler vardı.

4 Temmuz 1954 final günü İsviçre’de hava yağmurluydu. Bu durum top tekniği yüksek Macarları zorlarken, fizik kapasiteleri üst düzey olan Almanların işine geliyordu.

Bu sebeple maçın başında 2-0 öne geçen Macarlar hem havaya hem de fizik futboluna dayalı Almanlara daha fazla dayanamamış ve Fritz’in 2 asist yaptığı maçta Almanlara 3-2 yenilmişti. O gün, Fritz Walter’i esir hayatından kurtaran Macar subay ne düşündü acaba?

Sihirli Macarlar, sihirli futbolda mağlup olmuşlardı.

Evet, 28 maçtır yenilmeyen Macarlar yenilmişti, inanılmazdı ama olmuştu.

Maç bittiğinde Almanların ünlü spikeri Herbert Zimmermann, “aus, aus”, “bitti, bitti” diye haykırıyordu. 54 Dünya Kupası Almanya’nın kazandığı ilk dünya kupası olduğu gibi bu turnuva da dünya futbolunun akışını değiştirmişti.

walter stadyumuBu başarı o kadar büyük moral olmuştu ki Almanya’da payelerin en büyüğü turnuvanın yıldızı kaptana verilmiş ve Fritz Walter’in ismi Kaiserslautern stadyumunun ismi olmuştu.

Almanya’da şu an bile yağmurlu havalara Fritz Walter havası denir. Çünkü final günü yağan yağmur Walter ve arkadaşlarının çok işine yaramıştı.

Ünlü Alman tarihçi Joachim Fest’e göre savaş sonrası Almanya’nın üç kurucusu vardır: Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ilk iki başbakanı Konrad Adenauer, Ludwig Erhard ve milli takım kaptanı Fritz Walter.

Bill Shankly, futbola ölüm kalım savaşı olarak bakanlara ondan daha öte bir şeydir diye hatırlatma yapmış ya, o kadar haklı ki !

Almanları topyekün ayağa kaldıran ve yeniden büyük düşünülmesini sağlayan bir isim olmuştu Walter.

Walter ve arkadaşları Almanya’yı bir turnuva takımı haline getirmişlerdi. Hatta öyle ki Dünya Kupasını Almanlar, 1990’da 3. kez kazanınca İngilizlerin efsane forveti Gary Lineker, “Futbol 90 dakika süren ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur” demek zorunda kalmıştı. İşte Lineker’e bu sözü söyleten esas kişi Fritz Walter’dır.

Şu anda Almanya’da heykeli bulunan ve herkesin koşulsuz saygı gösterdiği bir futbol anıtıdır.

 

Sarp Dirican Sarp Dirican (597 Posts)

4 yaşından beri aktif futbol takipçisi. 90'lı yıllardan itibaren sıkı bir Alman futbolu ve Bundesliga gözlemcisi ayrıca gayet oturaklı bir Beşiktaş taraftarı. Aumann'ı hiç sevmem, Kuntz'dan şaşmam, Hengen'i kavrayamam.


Yorumlar

Comment List

  • Hasan Selcuk Gürel
    Hasan Selcuk Gürel 13 / 09 / 2013 Reply

    Mükemmel bir yazı..

  • serap 08 / 12 / 2013 Reply

    Sarpçım, canım oğlum; bir felaketten sivrilip de çıkan bir yıldız (o zaten yıldız doğmuş bana kalırsa) bu kadar mı güzel anlatılır .. Ellerine, fikrine sağlık oğlum 🙂

Bir cevap yazın

Unable to load the Are You a Human PlayThru™. Please contact the site owner to report the problem.