Bugün sizlerle, dünya futbolunun babası olan Premier Lig’in santra vuruşunu yapacağız. Bu sezon çok farklı ve heyecan verici bir Premier Lig bizleri bekliyor.

Geçmiş tarihlerde kaleme aldığım, “Dilenci Abramovich” yazımda, Premier Lig takımlarının oyun ve kültür farkını, ne olursa olsun değişmez tabularını, ve namus sayılan yapılarının ancak 20-30 yılda bir değiştiğinden bahsetmiştim.

Bu sene inanılmaz bir şey oldu; bir mucize belki de.. Bu sene, İngiliz takımları, tabularını aynı anda yıktılar. Belki de hayatımız boyunca bir daha rastlayamayacağımız bir durum.

12540Şampiyonluğun en büyük adayı Manchester City, istenmeyen Mancini’nin görevine son verdi. Ve yerine mütevazi kahraman Pellegrini getirildi. Pellegrini devrimi ilk gerçekleştiren isim oldu. Manchester City, tarihinde neredeyse ilk kez pas yapacak bir orta saha oluşturdu ve kanat oyuncuları transfer etti. Üç forvetli dizilişten vazgeçilecek olması da büyük bir sürpriz. İleri uçta uzun top bekleyen üç forvet yerine, sadece Dzeko olacak. Pellegrini, Mancini’nin düştüğü hataya düşmedi ve bırakın Dzeko’yu kesmeyi, Manchester City taraftarının en sevdiği, benim de dünyanın en büyük golcüsü olduğuna inandığım Dzeko için, “birinci tercihim” açıklamasını yaptı. Dzeko’nun hemen yanında Kun Agüero, solunda Jovetic veya Nasri, sağında Jesus Navas ya da David Silva görev alacak. Orta sahada Yaya Toure’ nin yanında oynayacak yeni transfer Fernandinho ise  pas dağıtan, servis yapan ve oyunu yönlendiren bir oyuncu. Pellegrini’nin eli o kadar zengin ki, farklı varyasyonlar deneme ihtimali de oldukça kolay. Jovetic ve Nasri sol taraftan içeri kateden oyuncular olduğu için, sol bek Clichy’ ye çok iş düşüyor. Sol tarafın tek sorumlusu olarak umarım iyi kondisyon yüklenmiştir. Kulübede sabırsızlıkla bekleyen oyuncular içerisinde Negredo’nun da olduğunu unutmayalım. Manchester City taraftarlarının hiç tanışmadığı güzel ve heyecan verici futbol ile holiganlığı unutacakları aşikar.

obaGelelim ezeli rakip Manchester United’a. Fenomen Sir Alex’in emekliliğini açıklamasından sonra göreve Everton hocası David Moyes getirildi. Spor yazarlarından okuduğum, dinlediğim ve kamu oyunda gördüğüm algı şu oldu: “Adamlar profesyonel. Ferguson gitmeden, sisteme uygun, oyun planını bozmayacak adamı hazırladılar.” Ben kesinlikle böyle olduğunu düşünmüyorum. Daha önce de belirtmiş olduğum üzere Everton ve Manchester United, birbirlerinden çok farklı oyun anlayışı olan kulüpler. David Moyes Everton’da, tamamen pasa dayalı bir oyun anlayışı içerisindeydi. Kanat futbolu veya uzun topu hiç sevmeyen bir hocadır. Hatta kanatlarda bile Arteta gibi oyun kurucular oynatmışlığı vardır. Manchester United ise son yirmi yıldır kanat futbolu oynar ve orta sahaya hiç önem vermez. Son yirmi yıldır kanatlarda Giggs-Beckham, Ronaldo-Nani, Valencia-Nani gibi oyuncular mevcutken, orta sahada Butt-Keane, Carrick-Fletcher-O’shea gibi düz, çok koşan oyuncular tercih ettiler. Moyes’in bu yapıyı değiştirmek istediğinden ve kendi futbolunu oynatmak istediğinden adım gibi eminim. Fellaini ısrarının da başlıca sebebi budur. Nani ve Rooney, takımında istemediği oyuncular. Fakat bu tip oyuncuları yedekte oturtamayacağınız için gönderilmesi gündemdeydi. Van Persie’yi tek forvet çıkartıp, orta sahayı kalabalık tutmak ve pas oyunu oynatmak istiyordu Moyes. Ama işler şimdilik yolunda gitmedi. İstediği oyuncuları henüz alamayan Moyes, Nani’den vazgeçememekle beraber, Rooney’i Van Persie’nin arkasında orta saha bağlantısında kullanacağı kanaatindeyim. Transfer sezonunun son gününe kadar neler olacağını hep beraber göreceğiz.

jose-mourinhoVe geri döndü.. Kaldığı yerden devam etmek istedi. Buna inanmayan bir muhabirin, “Chelsea’den ayrıldığınızdan beri çok şey değişti” değerlendirmesine, “Hayır, Arsenal hala kupa alamadı” cevabını vererek, hiç bir şeyin değişmediğinin ve kaldığı yerden “Mourinho” olarak devam edeceğinin sinyallerini verdi. Mourinho’nun, Pellegrini ve Moyes gibi devrim yapmaya ihtiyacı yok. Çünkü Chelsea hala onun kurduğu sistem ve taktik anlayışıyla yola devam ediyor. Sadece yaşı itibariyle zorlanabilecek oyuncuların yerlerine yenilerini monte etmeyi düşünüyor Mourinho. Defansta David Luiz-Ivanovic uyumunun John Terry’yi rahatsız etmesine ses çıkartmayan Mourinho, “Arkadaşlığımız yetmez, formayı kapması lazım” diyerek göz dağı verdi. Mourinho, Lampard’a rakip olarak, çok güvendiği Schurrle transferi ile orta sahayı da güçlendirdi. Hücum hattında Hazard, Mata, Oscar gibi yıldızların yeri garanti olmakla beraber, Rafa Benitez’in hatasına düşmeyecek, bir Chelsea geleneği olan siyahi forvet alışkanlığını devam ettirmek adına, Torres’e değil Demba Ba’ya forma şansı verecektir. Ve Mourinho’nun en büyük artısı olarak, Sir Alex’in bırakmasının ardından, İngiliz basını ve futbol camiasıyla istediği gibi oynayacaktır. Bunu maç sonlarında ve röportajlarında, hep beraber göreceğiz.

Arsenal Training SessionThe Gunners’ta çok fazla bir değişim söz konusu değil gibi gözüküyor. Lakin çok önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmakta. Arsene Wenger, tarihsel hatasının farkına vardı diye düşünüyorum. Arsenal uzun yıllardır pas oyunu oynamakta. Fakat bu pas oyununu gerçekleştiren yaratıcı oyuncuların önünde top bekleyen iri yapılı ve son vuruş ustası siyahi golcüleri barındırırlardı. 93-98 yılları arası toplam 89 gol atan Ian Write, sonrasında yerini 17 gol ile dolduran Anelka, Kanu, Adebayor gibi tutulması zor forvetler sayesinde bu pas oyunu gollerle buluşuyordu. Arsenal bir kaç sezondur bu alışkanlığından vazgeçmek için çabalıyor. Fakat bunu başarmak kolay değil. Kadrosunda Fabregas, Van Persie, Podolski ve Arteta gibi daha birçok yıldız ve gelecek vaadeden genç oyuncular barındırmasına rağmen, şampiyonluk için hiçbir heyecan yaratamamalarının sebebini buna bağlıyorum. Fakat bu sezon 19 yaşındaki Sanogo’yu renklerine katarak bu hatadan döndüler. Bu sene ondan bir mucize beklemek yanlış olur. Sanogo hem golü, hem de Premier Lig’i anlamak değil, ezberlemek zorunda.

Bu büyük takımların işinin kolay olacağını sananlar muhakkak mevcuttur. Ama işin aslı gerçekten de sanıldığı gibi olmayacak. Premier Lig’in diğer takımları da kadrolarını gerçekten çok iyi kurdular.

 

Tottenham, orta sahaya Brezilya Milli Takım oyuncusu Paulinho ve golcü Soldado ile iyi olan takımını daha da güçlendirdi. Liverpool defans hattına Kolo Toure’yi dahil ederken, Newcastle Remy’yi forvet hattına yerleştirdi. West Bromwich Diego Lugano ile defans hattını güçlendirmekle kalmadı, Anelka’yı hücum hattına transfer etti. West Ham wilfredbony2United, Andy Carroll, Castillo, Razvan Rat ve Stewart Downing gibi yıldızlarla takımına güç kattı. Norwich City Hollanda Milli Takımında boy gösteren Leroy Fer gibi çok önemli bir yıldızla beraber, Lazio’lu Garrido’yu da aldı. Şüphesiz ki en sürpriz transfer atağı Swensea’dan geldi. İçlerinde De Guzman, Canas, Shelvey gibi kaliteli futbolcularında bulunduğu transfer atağının en sansasyonel ismi Wilfred Bony oldu. Vitesse formasıyla üç sezonda çıktığı 120 maçta 83 gol atma başarısını gösteren müthiş golcünün, Premier Lig’e farklı bir renk getireceği kesin.

İşin özüne gelirsek; Premier Lig bu sene tarihinde olmadığı kadar heyecan verici olacak. Sizlere tavsiyem bu sene Premier Lig’de tek bir maçı bile kaçırmayın. Öyle ki uyurken bile Martin Tyler’ın sesi kulaklarınız da çınlıyor olacak…

 

Can Uysal Can Uysal (8 Posts)

Koyu bir Fenerbahçe taraftarı, Manchester City holigani. Rapaiç'i özler, Stoch'u izlerim. Çok çalıma girerim, hazır olun birazdan muzu içeri keserim.


Yorumlar

Bir cevap yazın

Unable to load the Are You a Human PlayThru™. Please contact the site owner to report the problem.