İngiltere, futbolun beşiği… Ama nedir Premier Ligi diğerlerinden farklı kılan? İspanya futbolu kupalara ambargo koymuşken, Alman futbolu inanılmaz bir gelişme ile İspanyol kulüplerine meydan okurken, birkaç yıldır kupa götüremeyen İtalya futbolu unutulmuşken, Premier Lig hala nasıl en tepede oturuyor? Darmadağın olmuş Chelsea, Bayern’den kupayı almayı nasıl başarıyor?

İngiltere futbolunu, diğer ülkelerden ayıran birşey var. İngiliz takımları için oynadıkları futbol mentalitesi, taktiği, formasyonu, takımın başkanından top toplayıcı çocuğa, kulüp sekreterinden taraftara, kültürden öte bir namus meselesidir. Kulüp renklerinden, formadan, hatta armadan bile daha önemlidir onlar için. Bir İngiliz kulübünün oyun formatı ve şekli ancak yirmi otuz yılı aşkın sürelerle değişebilir. İngiliz bir takım her zaman kendi futbolunu oynar. Asla rakibine göre diziliş ve oyun şekli ile sahaya çıkmaz, çıkamaz; kaybedeceğini bilse dahi. Küme düşmeye aday bir takım eğer yirmi yıldır çift forvet oynuyorsa, lidere karşı yine çift forvetle sahaya çıkacaktır. Aksi halde kazanılan mucizevi bir maç sonrası bile kulübün taraftarı, yönetimi, ve ülke futbolu, kazanılan bu zafere gülüp geçecektir. İngiltere’de kurt hocaya yer yoktur. Avrupa ve ülkemizde büyük revaçta olan, maç maç düşünen, rakibine göre sahaya çıkıp kazanan kurt hocalar, onlara göre asaletten, cesaretten zerre nasibini almamış zavallı insanlardır. Örneğin Manchester United, uzun yıllardır kanat futbolu oynar (Giggs-Beckham, Nani-Ronaldo, Nani-Valencia). Ve yıllardır orta sahasını sadece basabilecek ve aldığı topu kanatlara atabilecek düz ve hatta ismi birinci sınıf futbolcular içine koyulmayan futbolculardan seçer (Butt-Keane, Fletcher, Carrick veya O’shea). Her zaman 2 tane forveti vardır ki biri deep-lying forvet dediğimiz oyunu kuran forvet, bir diğeri de nokta forvettir. Ve her zaman beleşçi bir yedek forveti vardır. Cantona ile Sheringham, Cole-Yorke ikilisine yedek olan golcü Solskjaer olmuştur. Şimdilerde de Roneey-Van Persie ikilisine yedeklik yapan golcü Chicharito’dur. Everton yıllardır yumuşak pas oyununu oynar. Hiçbir rakibine basmaz. Çok iyi alan kapatır. Kanatlarından biri oyun kurucu, diğeri süratli ve kateden oyunculardan seçer. Ve muhakkak forvet hattında siyahi bir golcüyü tutar. Manchester City, Championship’ten çıktığından beri aynı oyunu ve kültürü oynamaktadır. Eski yıllarda da iki forvetini kanat oyuncuları ile üçleyip, bir serbest oyuncu (Kingladze) ile oynardı. Orta alanında daima çok sert oynayan güçlü oyuncuları bulunurdu. Beklerinde ise süratli ve siyahi oyuncuları tercih ederlerdi. Ve hala bunu yapıyorlar. Sağ bekte M.Richards’ın yerine alınan hiç bir sağ bek sevilmedi ve istenmedi, Maicon gelene kadar. Sol beke alınan Chelsea’li Bridge, Lazio’lu Kolarov’un yerine de Clichy. İngiltere’de bir kulübün başına geçiyorsanız bu ve bunun gibi hiçbir şeyi değiştiremezsiniz, kariyeriniz ve hedefleriniz ne olursa olsun. Yıldızlar karması ve sermayenin takımı olan QPR’ın, en büyük düşme adayı olmasının tek sebebi budur.

İngilizler şunu ister; Çık benim oyunumu oyna, oynayabilirsen kazanırsın, oynamayazsan kaybedersin. Herkes kendi oyun planı ve kültürünün karşı tarafın oyun planı ve kültürünü devirmesini seyretmek ister. Onlar bizler gibi sadece futbolcu, pas veya gol izlemezler. Everton futbolu yıllardır, Manchester City futbolunu yenmeyi başarmıştır. Manchester City hemen hemen her Everton maçını, şampiyon olduğu seneler dahil kaybetmiştir. Manchester City bir çok kez United derbisinden ve Chelsea’den galibiyetler çıkarmayı başarmıştır. Ama kaybeden hiçbir tarafın hocası, bir sonraki maça kurtluk yapmaya değil, kendi oyun mentalitesini daha iyi uygulamak için çıkmıştır. Öyle ki böyle bir durumun farkında olan cüretkar Manchini, başarısız bir sezon geçirmesine rağmen çıkıp ben İngiltere’nin en iyi hocasıyım iddiasında bulunabilmiştir. Çünkü hiçbir şey değiştirmemiştir. Daha kalitelisini alıp, sahaya koyup, küçük rötuşlar dışında değişim yapmamıştır.

England+v+Ukraine+FIFA2010+World+Cup+Qualifier+URSoq4_JQ5blİngiltere Milli Takımının başarısız olma sebebi de budur. Bütün oyuncular kendi takımlarındaki oyununu ortaya koyarlar ve diğer oyunculardan kendi takımındaki arkadaşlarının yaptıklarının aynısını  beklerler. Örneğin Rooney’in milli takımın kanatlarına, “Nerede bunlar yahu” dediğine eminim. İngiltere, milli takımından başarı bekliyorsa, yapması gereken tek şey, İspanya gibi milli takımını tek bir kulüpten seçmesidir ki bu imkansıza yakın bir şey…

Peki bunların Roman Abramovich ile ne alakası var? Abramovich zamanında doğru olanı yaptı ve Jose Mourinho’yu göreve getirdi. Kurt hoca İngiltere’yi çok iyi biliyordu. İlerleyen zamanlarda İnter ve R.Madrid kulüplerinde tekrar giyeceği kurt postunu gardrobuna astı. Chelsea’yi zirveye hangi koşullar altında götürebileceğini biliyordu. Chelsea forveti, George Weah ve Hesselink’ten sonra Drogba’ya emanetti. Leboeuf’un formasını Terry’ye verecek, Desailly-Gallas, Babayaro ve W.Bogarde’den sonra A.Cole, Le Saux-W.Bridge, Zola-Crespo, Dennis Wise-Lampard gibi oyun tarzları birbirine benzeyen futbolcular, oyun kültürünü değiştirmeyecekti. Lakin Essien gibi küçük rötuşlarla, koşan basan ve hırslı bir takım yaratmayı başardı. Başarıya giden yol süresince küçük rötuşlarını, kimseye farkettirmeden yapmaya devam etti. Şampiyonluklar gelmeye başladı ama Şampiyonlar Ligi Kupası kazanamamıştı. Aslında başarabilirdi. İnter ile Şampiyonlar Ligi Finalinde yaptığını yapabilirdi mesela. Bir kaç maçlık farklı taktikle çıkabilirdi. Ama o vakit rakibi diğer takımlar değil, koca bir Chelsea takımı, koca bir Londra, koca bir İngiltere olacaktı… Chelsea kendi futbolunu oynadı şampiyonluklar kazandı ama bir şey eksikti; giderken..

rafa-benitez-chelsea-3143 (1)Chelsea, Mourinho’nun kurduğu takımı uzun süre kullandı. Çok farklı hocalar geldi ve bu mirası yediler. Tek düşündükleri, Abramovich gibi bir başkan vardı ve istedikleri her oyuncuyu alabilirlerdi. Ama hiçbiri Mourinho gibi zeki ve olayın farkında değildi.

Ve Stamford Bridge, bu seslerle yıkılmaya başlıyordu…

Jose Mourinho!! Jose Mourinho!! Come back Mourinho, Jose Mourinho !!

Her şeyi satın alabilecek güce sahip olan Abromovich, bizim tabirimizle çark etti. Ne kadar parası olursa olsun yeni bir Mourinho alamayacağının farkına vardı. Ve ellerini açıp dilenmeye başladı.

-Jose Mourinho, Jose Mourinho!! Come back Mourinho!! Please Mourinho!!..

Söylentilere göre bu sene sonu R.Madrid’ten ayrılacak olan Mourinho, yarım kalan hesap için geri dönecek. Yepyeni bir takım kurmasını isteyen Abramovich ise kolları sıvayacak. Falcao’nun Chelsea’ye transferi artık kesin gibi. Bana kalırsa F.Torres’i takasta kullanıp Madrid’e geri gönderecekler. Mourinho’nun Abramovich’ten isteği ise şu; “Porto’mun çocuklarını birbirinden ayırma, Falcao’nun yanına Hulk’u istiyorum. Gerisini bana bırak.”

Crystal Palace v Chelsea

Can Uysal Can Uysal (8 Posts)

Koyu bir Fenerbahçe taraftarı, Manchester City holigani. Rapaiç'i özler, Stoch'u izlerim. Çok çalıma girerim, hazır olun birazdan muzu içeri keserim.


Yorumlar

Comment List

  • Pingback: ohhhhh!! What a GOAL!! - İyi Orta Gol Getirir

  • Cengizhan Köse 10 / 09 / 2013 Reply

    Merhaba Can Uysal,
    Baştan sona güzel tespitlerle dolu bilgilendirici bir yazı yalnız şunu biliyorum ki (yanlışım varsa düzeltiniz) Mourinho, ilk Chelsea macerasında defansif futbol oynattığı için çok fazla eleştiri almaktaydı. Yani aslında oyuncu değişimlerinden taktiksel dizilişlere kadar yaptığı değişikliklerin küçük rötuşlar olduğunu düşünmüyorum. Bir sonraki yazında umarım Chelsea’nin futbol geçmişi ile ilgili bizi biraz daha bilgilendirirsiniz.
    Teşekkürler

Bir cevap yazın

Unable to load the Are You a Human PlayThru™. Please contact the site owner to report the problem.