Kaos tanımı bazılar için çok kolay bilinebilir bir şey. Özellikle NTV Spor ve Mehmet Demirkol izleyicileri icin… Lakin A Milli Futbol Takımımızı en iyi tanımlayan kelime grubu bu.

Hollanda’nın total futbolu, İtalyanlar’ın değişmeyen ve değişemeyen karakteristik Giannicheddia’sı, İspanyollar’ın yeni fenomen süper paslı futbolu, hatta ve hatta Yunanistan’ın bulduğu çeşitli Balkan ülkeleri takımlarının geliştirdiği tek forvet sağlam defans ve ele geçen yan topların organize kullanımı… Evet, bunlardan birini kendi A Millilerimiz’e uyduralım! Olmadı değil mi? Tahmin etmiştik!

İşte Arda Turan’a atılacak pasa bakan, Burak Yılmaz’ın uzatacağı kafayı, gireceği karambolu hayal eden, Gökhan Gönül’ün koşusunu bekleyen bir ülke futbolunun izleyicisiyiz bizler de. Maalesef Christian Baroni bile herhalde halimizi kötü gördü ki;  “Milli Takım formasını giyebilirim” dedi.

Neler olacak bilmiyoruz. Belki bir istifa gelir yine -ki biz alışığız bunlara. Ama klasik tabirle uzun vadede Abdullah Avcı kalmalı(mı) ?Abdullah Avcı ile U-17 Milli Takımımız 2005’te düzenlenen FIFA 17 Yaş Altı Dünya Kupası‘na katılmaya hak kazandılar. İlk kez katıldıkları turnuvada üç grup maçını kazanıp Çeyrek Finale çıktılar. Çeyrek Finalde Çin’i elediler. Yarı Finalde ise 90. dakikada yedikleri golle elendiler. Dördüncülük maçında Hollanda’ya 2-1 yenilerek Dünya dördüncüsü oldular.

tanidik geldi mi kadrodaki isimler ??

tanidik geldi mi kadrodaki isimler ??

Aynı sene başına geçtiği İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Süper Lig’in 2007-2008 sezonunu 12. sırada, 2008-2009 sezonunu 9. sırada, 2009-2010 sezonunu 6. sırada, 2010-2011 sezonunu 12. sırada tamamladı. 2010-2011 Ziraat Türkiye Kupası’nda İbb takımına final oynattı, Beşiktaş ile oynanan final mücadelesinde normal süre berabere bitmiş ve penaltılar sonucu kupayı Beşiktaş kazandı.
Ve 17 Kasım tarihinde Guus Hiddink’in görevinden ayrılmasından sonra boşalan Türkiye A Milli Takımı Teknik Direktörlüğü’ne getirildi. Avcı ile 31 Mayıs 2015 yılına kadar sözleşme imzalandı. Daha önümüzde 2 seneye yakın zaman var.

Başlığımıza gelecek olursak, oynadığımız futbol bir kaos futboludur. Belli planı olmayan adamlar sahada, her mac aynı taktikle taç atıp aynı tehlikeyi yaratan bir rakibe karşı ezilip, hata ile de olsa yedigi golün bir fazlasını atamayacak bir Milli Takım var. Ve biz 2002’den 2008’e kadar olan süreçte ve hatta daha öncesinde 96’dan beri süregelen, güçlenen, ilerleyen milli gücümüzün gerilediğini hatta bittigini görmek istemiyoruz! Futbolun sorunları var. Biz eskiden beri hep sorunla uğraşırdık. Ancak milli maç oldu mu hepimizde bir heyecan, bir ruh olurdu. Artık var mı?

İşte hissettiğimiz ve gördüğümüz bu oluyor genelde…

A Milli1TRT Spor’da 27 Mart tarihli sabah sporu programında güzel tespitler dinledim. Sizlerle paylaşmak isterim. Engin İpekoğlu  efsane milli kalecimiz… Yenilen gol ile ilgili öncesinde ve sonrasında pek çok sey söyledi. Ben pek beğendim, sizlere de sormak isterim?

a) Semih Kaya tek suçlu değil, evet. Peki Onur neden çıkıp topu alamadı? Bu takım bu atağı çalıştı mı?

b) Eskiden “alt yapımız kötü, durum vahim” derdik. Şimdi her yerde iyi kötü değil gayet iyi tesisler var. Eee??? Altyapıdan neden oyuncu çıkmıyor?

c) Alper Potuk illa İstanbul takımına mı gelmeli ki 90 dakika oynayabilsin?

d) Metin-Ali-Feyyaz gibi efsaneler beton sahadan, çamurdan çıktı. 2005’deki U-17’deki yıldız çocuklar noldu?

e) Ya diyeceğiz ki “Tamam Abdullah Hocam bir kupa feda ettik ama senden gelecek icin parlak bir takım istiyoruz” (Guus Hiddink ya da Prandelli tarzı) ya da “Hayır hocam sen git, gel Fatih Terim Hocam”

Sizce hangisi bizi sevindirir?

 

Erman Totti Erman Totti (18 Posts)

Ender gelişen Peruggia ataklarına karşı, ihtiyacımız olan bir puanı yine frikikle aldık...


Yorumlar

Comment List

  • Anonim 02 / 04 / 2013 Reply

    b)’ye cevap vermek istedim. Öncelikle Türkiye’de biz spor yapmayı ve hatta daha ileri gidiyorum seyretmeyi sevmiyoruz, millet olarak sevmiyoruz. Bizim ilgilendiğimiz şey rekabet. Bu yüzden Barcelona’cılar Real Madrid’ciler olarak ikiye bölünebiliyor – bu yüzden katılamadığımız turnuvalarda ancak iddia oynayarak turnuvadan keyif alabiliyoruz. Çünkü biz sporun katılma tarafını değil, kazanma tarafını seviyoruz. Bu yüzden geçtim semt/bölge/mahalle takımı tutmayı; şehir takımı tutma kültürümüz bile yok. Yapılan 10-15 üst yapı tesisi ile bu işler olmaz. Futbolunu küçümseye küçümseye bir hal olduğumuz Avusturya’nın başkentinde ( ki burada futbol en çok ilgi çeken sporlar arasında ilk 3’te değildir ) her bölgede ( her bölge aşağı yukarı bir bostancı büyüklüğündedir ) en az 3 futbol sahası olabiliyor. Bunların tamamı çim olabiliyor – bunlara giriş öğrenciler için serbest olabiliyor ve dahası bunların dışında çocuklara futbol oynayabilecekleri pek çok alan tahsis edilmiş durumda.

    Tekrarlıyorum burada ne bir numaralı uğraş ne de avusturyalılar avrupanın en çok spor seven toplumunu oluşturuyorlar.

    Futbolu seven bir toplumda:

    Başkentte alt yapıları aktif olarak çalışan ve a takım düzeyinde de rekabetçi olan kaç takım olur diyorsanız:

    http://en.wikipedia.org/wiki/Football_in_London

    70 milyonluk ülkedeki lisanslı sporcu sayısını Almanya’daki lisanslı futbolcu sayısıyla kıyaslamaya kalkarsak – daha Almanya’daki stad dolum oranlarına girmeden, neden Almanya’nın kullanmadığı gurbetçi gençlere yönelmenin bizim için bir altyapı sorununun “bypass”ı olduğunu anlayabileceğiz.

    Takım olmanın, bir bütün olarak hareket etmenin, futbola bir oyun olarak bakmanın geçtim altyapıyı üst yapının en elitleri tarafından bile değerinin idrak edilemediği bir ülkede – siz çocuklarınızı önce insan olarak yetiştirmekte sorun yaşarken – nasıl sporcu yetiştireceksiniz ki?

    Cevap aslında basit, birileri gelecek bizim genç nüfusumuzdan faydalanmak için Clairefontaine gibi ASEC Mimosas gibi bir akademi kuracak – ve o mikrokozmos içerisinde bir şeyler oluşacaksa oluşacak.

    Fakat bunu bir ülke olarak yapabilmek için öncelikle spordan keyif almayı öğrenmemiz gerekiyor – baskın değer kazanmak olduğu sürece bu başarılabilecekmişiz gibi görünmüyor.

    Bir diğer seçenek de Amerika gibi yarışmacılığı ön plana çıkartarak spor dünyasını eğlence dünyası gibi kıymeti kendinden menkul bir mikrokozmosa çevirmek ama bunu başarmak için de tesisleşmeye orta okullardan başlamak gerekiyor.

    • erman totti
      erman totti 03 / 04 / 2013 Reply

      isminiz olmadigi icin siz diycem.selamlar yorumunuzu cok cok begendim,gercekten,ben de yillarca berlinde kolnde yasamis bir gurbetci olarak size katiliyorum.ftbolu degil onun yarattgi kaosu rekabeti hatta ileriye gideyim kani cirkefligi seven bir toplum olduk..ama olduk boyle degildik biz.yasim 28,babamdan amcalardan duydugum kelimelerle anlatayim,eskiden eski dedigimde 89 90 sezonudur,fenerli galatasarayli iki uc kisi yanyna kolkola mac izlermis yahu..bu bir sehir efsanesi degil,stada gidip yanyana ana avrat kufur etmeden efendi gibi tabiri caizse izliyorlarmis.
      bunu gecelim alt yapi tesislerimiz 80 hatta 90 lara gore kiyasladim ben.bemn de biliyorum londra da sadece londra sehrindeki stad sayisi ,premier ligdeki takim sayisini,ligdeki londra takimlarinin durumunu..ama ingiltere milli takimi dedigimiz olgunun da kupalardaki basarisizligini bir dusunelim nolur?? o ekolde o klasta bir milli takimdan beklentiler belli,saglayamiyorlar nyse de.. 🙂
      diycegim su ki,metin ali feyyaz efsanelerinin ciktigi ortam belli,sepp piontekk doneminde engin ipekoglunun deyimiyle mandanini otladigi yerde idman yaptik anadoluda bir yerde degil istanbul da dedi adam!!! dusunun bir lutfen..selimiye spor dedigim super amator takimin fifa duzeyinde sahasi ve cimi var yahu!!! 🙂 o bakimdan tesislesmenin artmasyla daha da genc yildiz bkledik ama neden gelmedi?/ soyliyim hocalar alttan adam cikartamadi bu biiiir,genc yetenek kalmadi bu ikiii,cidiyim eskiden hayatinin kurtulusunu ftbol olarak goren gencler varken simdi isi dalgaya sukseye vuruyor genc yildizlar..nice okan koclar eridi istanbul suyunda,ki b.yilmaz da az kalsin curuyordu..
      umarim tatmin edici cevap verebildim size.yine sizden yorum bkliyorum.boyle saygili bilgili yoruma herzaman acigim.eksigimi de buyrun soyleyin.iyi gunler

      • Anonim 03 / 04 / 2013 Reply

        (: Teşekkürler yoruma gösterdiğiniz tepki için.

        Öncelikle söz konusu dönemdeki Türkiye’nin sosyo-ekonomik durumu ve futbol endüstrisinin hacmi ile şu anki durum oldukça farklı. Dahası söz konusu dönemde Çarşı’nın Fenerbahçeli taraftarları Beşiktaş iskelesinden denize attığı bilinen bir hadise, keza 1992 de gittiğim bir maçta Fenerbahçe taraftarlarının pet şişelere işeyip üzerimize fırlatmışlığı da var. Oğuz ve Aykut sahadaydı o zamanlar, Oğuz Sarvan hakemdi.

        7 yaşımda halimle ana avrat dümdüz gidiyordum, yanımdakiler de gidiyordu. Trabzonsporlular’la tabii ki kolkola maç seyretmişliğim var – ama 90 jenerasyonunda yaşanan tüketim kültürü kırılmasıyla ve mass media fenomeniyle ilgili bu tavır değişikliği. Yani 90’lardaki Galatasaray taraftarının profili ile 95’lerdeki profili arasında dağlar var, keza Fenerbahçe taraftarının “tüketici-taraftar” profili de oldukça enteresan.

        Konudan çok sapmadan altyapı mevzusuna dönelim, Arda Turan’ın bir açıklaması var, taktiksel eğitim almadığımı 21 yaşında milli takımda farkettim diye. Galatasaray’ın keza Beylerbeyispor projesi var bütün altyapıyı aktardığı ama hala 30 yaş üstü oyuncularla oynamış olan. Bu ülkede işleyen birkaç futbol okulu vardı; Sakarya, Çanakkale ve Altay. Kaldı ki bu okullar bile taktiksel olarak olgun oyuncular yetiştirmekte sıkıntı yaşadılar hep.

        Altyapılarda sorun “kazanmak” olursa, sporcu tesisten çıktığında tamamen kazanıp kazanmadığı üzerinden yargılanır – futbolu bir oyun olarak görmezse – göremezse; kitleleri spora yönlendiremezseniz altyapınızı işler olmaması kaçınılmazdır.

        İngiltere’nin milli takım düzeyindeki “relatif” başarısızlığını Dünya’da değişen futbol şablonlarına ve liglerinin yapısına bağlayabiliriz oyuncu kalitesinden ziyade ki bu bambaşka bir yazı konusu ( Tek tip oyuncu yetiştirmeleri – Hep belirli mevkilerde sorun yaşamaları – Günümüz futbol konseptine uyamıyor olmaları – taktiksel olarak inflexible olmaları – bunları imperial ölçü birimlerinin hala kullanılıyor olmasına, ingiltere’nin schengen’i bile imzalamamış olmasına bağlayasım var ama kendimi tutacağım. )

        ama şu gerçek değişmiyor, hemen hemen her turnuvada varlar ve elit bir futbol ülkesi olma statülerini koruyorlar. Biz öte-yandan çok daha yüksek bir genç nüfusla aynı rekabetçiliği ve istikrarı koruyamıyoruz.

        Ben açıkçası ne tesislerin yeterli olduğuna ( amatör tesisler ve anadolu’daki tesisleşme çok önemli, benim gençliğim toprak sahada diz patlatarak geçti – amatör kümede hala pek çok takım toprak sahada oynuyor ) ne sosyal altyapının uygun olduğuna – ne de üst yapının çıkan kısıtlı kaynağı doğru değerlendirebildiğine inanıyorum.

        Sonuçta bir Burak 26 yaşına kadar ısrarla sağ kanat oynatıldı, keza Tuncay da en verimli dönemini sol kanatta geçirdi, bu tip oyuncular çok daha iyi değerlendirilebilirdi, lakin ben çıkan oyuncu sayısının da nüfusa oranla yeterli olduğuna inanmıyorum.

        Öte yandan, 80 lerin sonuna kadar Türk futbolunun Avrupa sahnesinde herhangi bir hareketlenmesi olmadığını, Derwall, Piontek gibi hocaların taşıma suyla çevirdiği değirmenleri unutmayalım. Yani Metin-Ali-Feyyaz’lara Metin Oktay’lara Lefter’lere saygım sonsuz olsa da söz konusu dönemdeki Türk Futbolu’nun durumu şu andaki duruma kıyasla en çok bir Belarus idi, şu andaki performansımız da yaklaşık olarak küçük bir Avrupa ülkesine denk ki Alman altyapısını kullanmasaydık da durumumuz çok farklı olmazdı son senelerde sanıyorum. Nüfusumuzun kullanabildiğimiz kadarı bir Belçika etmiyor ( koloni bağlantıları sağolsun ) (:

        neyse efendim ben çok konuştum ve konudan saptım sanıyorum, kafam dağınık biraz.

  • Serhat Karakaya
    Serhat Karakaya 03 / 04 / 2013 Reply

    Anonim kardeşim 🙂 siteye üye olmanı rica edebilir miyim?
    ya da ulaşabileceğim bir mail adresi alsam?

  • Erman Totti
    Erman Totti 04 / 04 / 2013 Reply

    selamlar yine .is hayati dolayisiyla zaman oluyor cevaplarim arasinda lutfen kusura bakmayin sevgili anonim :)) nerden baslasam bilmiyorum ,tartisma degilde soyle catir catir sizinle konusmak isterdim 🙂 tesisler tabiki 70 milyonluk ulkede yetrli degil.su anda avrupada citir cerez gorunen bir milli takimimz var,romanya bulgaristan hatta hatta karadag yahu gecti gitti bizi .beklediler calistilar,ve bnce en onemlisi buydu.ukrayna takimlari rus ekipleri bizi solladilar.
    biz tesislesme konusuna donelim,metin ali feyyazlar ornegimiz temsildir bizim icin.aykut oguz gibi,nebiliym hakan arif hagi gibi..endustriyel futbolun olmadigi temiz guzel gunlerdi o gunler.tabi ki taraftar gruplari arasinda kavgalar oldu,o bokludere diye tabir edilen yere bni de attilar :)) ama o bile zevkliydi arkadas ya,kimse olmeyecekti bilirdik ..
    Arda nin da dedigi gibi aynen altyapida tek pasi yapamayan orta saha oyuncusu,kademeye gitemeyen bek,adam adamadan baska birsey yapamayan defans oyuncusu yetisiyor!!COK COK HAKLISIN!! alpay ozalan “ingiltere de kademe yapmayi ogrendim” dedi ya daha neolsun?!?!
    gelen yabanci oyuncular demedi mi “hoca taktik bilmiyor ki bize ogretsin” diye..altyapidan oyuncu gelmiyor ama bahaneler karin doyurmuyor ki.tigana tutturdu burak i hapsetti sag kanata,e bu adam gittigi her yerde kalakaldi sagda,senol gunes gibi efendi ve bilgili bir insan olmasa adam gol atmayi toptan unutacakti :))
    dedigim gibi satirlarda konu karisiyor uzun uzadikca,sizinle soyle seri sekilde konusmak isterdim.ve ingiltere milli takimiyla ilgili bir yazi yazma hevesi verdiniz tesekkur ederim :))

    • Erk 06 / 04 / 2013 Reply

      Sevgili Erman,

      Ben Anonim (: Serhat’ın da isteği üzerine e-mail adresimi bir kenara iliştiriyorum. İletişim bilgileri bir yana.

      Bu konu gerçekten de konuş konuş bitecek bir konu değil, lakin ben endüstriyel futbol öncesi dönemi de “eski bayramlar ne güzeldi” tadında bir nostalji hissiyatıyla olduğundan daha saf, daha güzel, daha temiz gördüğümüze inanıyorum. Bu ilüzyondan kendimi de ayırmıyorum – yani benim gözümde de o zamanlar daha temiz.

      Lakin

      Ali Şen, Tarık Daşgün’ü kaçırdı. Kosecki, Adnan Polat’ın yüzüne paraları fırlattı gibi haberleri daha dün gibi hatırlıyorum. Hakemlerin cinsel kimliği üzerine yapılan gündelik tartışmalar bir kenara – bir amatör küme takımı olan mahalle takımımızın başına geçen mafyöz bir kişilik sayesinde 3 senede 3 lig atlayıp, bugün Bank Asya olarak bildiğimiz 2. Lig’de oynamaya başladığını yine daha dünmüş gibi hatırlıyorum. Bu takım Gençlerbirliği’nin deneyip beğenmediği Afrika kökenli oyuncuları apar topar Türk kadınlarıyla evlendirip, Türk isimleri verip Amatör kümede oynatmakta idi ( Amatör kümede yabancı oyuncu oynatma yasağını ancak böyle delebiliyorlardı )

      Tabii ki futbol bugünkü kadar kirli değildi. 2000’lerin başında Mehmet Ağar – Fatih Terim, Çakıcı – Sinan Engin, Aziz Yıldırım – ??? (: bağlantıları kadar derinleşmemişti güç odaklarıyla futbol kulüpleri arasındaki ilişkiler. Ama Tanju Çolak, karısını bırakıp Mercedes kaçakçılığı yapıp Hülya Avşar’la takılabiliyordu. Rusya’da da benzer bir şekilde Sovyet’lerin dağılmasının ardından oligarklar bazı sosyal projeleri gerçekleştirmek için futbol kulüplerini kullanıyorlar. Ne Kazan, Ne Mahaçkale bölgeleri söz konusu futbol kulüplerini finanse edecek “sosyal” veya “ekonomik” altyapıya sahip değil, keza Anzhi’nin oyuncularının büyük bir kısmı Moskova’da yaşıyor ve maç için Mahaçkale’ye gidiyorlar. Dinamo olsun Lokomotiv olsun Spartak olsun CSKA olsun her takımın belirli bir politik yönelimi var – dağılma sonrası dönemde sınıfların yeniden oluşumuyla ilgili bir şey Rusya ve Ukrayna’da futbol, tam da bu yüzden Rus ve Ukrayna kulüpleriyle Türk takımlarını kıyaslamak enteresan sonuçlar verebilir. Yani son iki senedir Galatasaray ve Fenerbahçe’ye yüklenen politik kimlik ve misyonların işin özünde futbolla bir alakası yok. Kazanmayı ve parıltıyı seven bir nesil yetişiyor – benim gözlerimin aradığı ise Türkiye’de samimi bir Everton taraftarı bulmak. (: Şampiyon olamayacağından neredeyse emin, ama yine de futboldan keyif alan ve her maç stadını dolduran – başarı için endüstrileşmek istemeyen taraftarlar. Aynı şehrin diğer takımı dünya üzerindeki tüm kupaları alırken, kendi takımına sadık kalan taraftarlar. Bunlardan kalacağını sanmıyorum önümüzdeki 10-15 sene içerisinde.

      O tarz bir temizliği aramak istiyorsak sanırım 60-70’lere gitmemiz gerekiyor.

      • Erman Totti
        Erman Totti 07 / 04 / 2013 Reply

        selamlar abi..oo dedigin everton taraftari ooo cok zor abi..keske olsa bgun bursa ve eskisehire zor sahip cikiyoruz baksana..almanyada ortalama 25ooo taraftar var her macta,burda hala boz baykus diye bir gerce kdolmayan olmpyt stadi var baksana 🙂 aziz nesin in mafya baglantisi?? isareti cunku o kadar derin ki tahmn edemiyoruz bile ama degin gibi 90 dan endustryel ftbol basladi ve ellerimiz kanlandi arik 🙁 bizim bile yani oturup izleyen adam bile iddaa oynamaya basladi orda icimizdeki temiz ruh gitti,yerini seytan aldi bnce..
        ulke karaktrylede alakali bn bizi italyanlara bnzetirim hep,akdeniz insani gibi heyecanli panik sinirli agrasif ki dun de fatih terim agrasifligi ayip sekilde gorundu!!
        bn bjkliyim ama sayin baskanimizin o icler acisi hali bni yildirima dahada tukurtturmek istiyor. istda iseniz gercektn sizinle yuzyuze otrup gorusmek isterim isimiz var tbiki hepimizin ama temiz bi ftbol sohbeti ozellkle bnm cok az bldgm tek konu olan rus ftbolu ile ilgli gorusunuzu almk isterim,,bu yukselis sadece para ve petrol gaz la olamaz bisiy var orda !?!? paltini nin yeni bi oyunu olabilrmi diye korkuyorum bazen..

  • Hasan Selcuk Gürel
    Hasan Selcuk Gürel 07 / 04 / 2013 Reply

    Sayın Uçman ;

    Eğerki bahsettiğiniz konu ile alakalı yazı yazmak isterseniz lütfen bana ulaşınız.Ben ve Serhat bey yazınızı onayladığı takdirde yazınız sitede yayınlanacaktır. Kendinizi uzun uzun istediğiniz kadar yazılarınızda açıklayabilirsiniz.

  • Erk 07 / 04 / 2013 Reply

    Sevgili Hasan,

    Şu aralar başımda çok fazla makale var, derli toplu bir yazı çıkarmam önümüzdeki 1-2 ay içerisinde mümkün olmayacaktır sanıyorum. Ama teklif için teşekkür ederim.

    Öte yandan Rus futboluna gelince. Bence sportif olarak yükselişten çok düşüş yaşıyorlar. Şöyle ki; 90’lara gelene kadar Sovyet ekolü çok ciddi oyuncular çıkarıyordu sadece biz bu oyuncuların farkında değildik çünkü sistemin dışına çıkamıyorlardı. Yani 2000’lerin başında bile bir Şevçenkoları var mesela. Şaktar, Sovyet ekolü için bir çıkış emaresi değil, yıkılışın kabülüdür. Zira tamamen kıta futbolu oynayan, bunu da Brezilya oyuncu havuzu üzerine kurmuş bir takımdır. Keza, Zenit’in şu anda yaşadığı en büyük sıkıntı Rus oyuncuların Hulk ve Witsel’e verilen meblalar yüzünden kazan kaldırmaları olmuştur. Hani biz 70 milyonla oyuncu çıkaramıyoruz diyoruz ya 142 milyonluk bir ülke Rusya ve komünist dönem sağolsun bizden çok daha iyi organize olmuş ve tesisleşmiş durumdalar.

    Platini’nin çapı Rusya’daki sosyal dönüşümü etkilemeye yetmez (: Çok sert bir yer orası. Platini’den çok Putin’in doğrudan müdahele ettiği biliniyor. Keza Abramoviç’in de CSKA’ya sahip olmasına rağmen ikinci nesil zenginlerden olduğu için Rusya’da barınamadığı İngiltere’de yaşamak zorunda kaldığı gibi bir durum da var ortada. Rubin’in arkasında TAIF var (http://en.taif.ru/tech/), Zenit’in arkasında Gazprom var http://www.gazprom.com/investors/ , Anzhi’nin arkasında Polymetal yani Kerimov var bu amcanın da kişisel serveti 7 milyar doların üzerinde.

    Kerimov ve TAIF’in bir politik yatırım olarak bu takımları aldıklarını kanıtlayamam tabii ama bu konuda genel bir yargı var, Kerimov’un aldığı ihale sayısında net bir artış var Anzi’ye yaptığı yatırımın ardından. Bölgedeki savaşı “örtbas” etmek için kullanılıyor takım. Demem o ki Rusya futbolunu Sovyetler sonrası Rusya iç politikası ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında bir şeyler okumadan anlamak çok da olası değil.

    Bir de ne yazık ki ben uzun bir süre daha İstanbul’a gelemeyeceğim. An itibariyle Viyana’dayım.

  • Erk 07 / 04 / 2013 Reply

    Bu arada Moskova takımlarına da bir bakayım dedim:

    Dinamo, VTB Bank’a ait http://en.wikipedia.org/wiki/VTB_Bank
    Spartak, Fedun’a yani Lukoil’e ait: http://www.goal.com/en-gh/news/4630/soccerex/2013/03/12/3818612/spartak-moscow-owner-targets-ipo
    Lokomotiv, yanılmıyorsam hala Demir Yolları idaresinde.

Bir cevap yazın

Unable to load the Are You a Human PlayThru™. Please contact the site owner to report the problem.